
“Öykünün sonu böyle anlatılamaz mıydı? Sizler bu olayın nasıl geçtiğini bilmiyordunuz ya? İstediğim gibi evirir çevirirdim. Yukarıda anlattığımdan başka türlü de aktarabilirdim olayın sonunu. Öyle anlatırdım ki, delikanlının önündeki bilincime de, aklıma da hayran kalırdınız. Çoğu öykülerde böyle değil mi? Kahramanlar, bir olayın, bir ânın, bir durumun kahramanları ne yapıp etseler, nerde sıkışığa düşseler, anlatan adına kesin olan şu: kendisi sütten çıkmış ak kaşık. Anlatana dokunmayınız!” Sayfa (73)
Adalet Ağaoğlu, Sessizliğin İlk Sesi, Everest Yayınları
Arka Kapaktan Alıntı:
“Bir isteğiniz?” diye soruyor. Sanki bütün dünya insanlarının bildiği bir dil var da, o dilde soruyor bunu.
“Başka bir emriniz?” diyor ardından.
Bu iki soru gümüşsü yeşillikteki bir ormanın sessizliğinde nerden çıktığı belirsiz bir acayip kuşun ötüvermesi gibi geliyor ona.
Ağaoğlu’nun sessizliğin sesini yükselten ilk sesini duyduk duymadık demeyin.
Füsun Akatlı
Ağaoğlu’nun sahte değerlere, yanlış kalıplaşmış, kemikleşmiş insan tanımlarına karşı savaş açtığını Sessizliğin İlk Sesi tartışmasız biçimde ortaya koyuyor. Tartışmaya yanaşmadığımız, hep tabu saydığımız bizle sarmaş dolaş yaşayan engelleri, toplumun dikenleşmiş pürüzlerini sıralıyor.
Doğan Hızlan

Kitap Künyesi | Sessizliğin İlk Sesi
Yazar: Adalet Ağaoğlu
Yayınevi: Everest Yayınları
Basım Tarihi: 2015
Sayfa: 190
Kapak Tasarımı: Beste Doğan
Yayına Hazırlayan: Didem Ünal Binicioğlu


Yorum bırakın