
Değerli Ses Sanatçısı Doç. Dr. Aylin Şengün Taşçı ile Türk Müziği:
Müziğimizde Makam
Değerli Ses Sanatçısı Doç. Dr. Aylin Şengün Taşçı, Edebiyat I Sanat I Hayat Dergi’mizdeki köşe yazısında müziğimizde makam kavramına dair merak edilenleri yazdı…
Türk müziğine yakın olmayanlar, makam tabirini duysalar da içini doldurmakta güçlük çekerler. Makam, ton farklarına göre sıralanmış ses dizelerinin belli kurallar çerçevesinde oya gibi işlenmesidir. Bir eser bestelemek için sesleri, seçtiğiniz makamın kurallarına göre işlemeniz yani nağmeler arasında o kurallara göre gezinmeniz gerekir. Zaman içinde beş yüz doksan makam oluşturulduğu kayda alınmıştır. Ancak hepsinden beste yapılmadığını, yaklaşık yüz ellisinin eser bestelemekte kullanıldığını söylemek lazım. Günümüzde ise bestekârlar genellikle zaman içinde çok sevilen eserlerin oluşturulduğu makamları kullanmayı tercih etmektedirler fakat bunlar, maalesef on beş-yirmi kadardır. Birkaçının ismini sayalım isterseniz: Nihavent, Rast, Hicaz, Kürdi, Uşşak, Buselik, Muhayyerkürdi, Segâh… Bu makamları duyduğunuzu tahmin ediyorum ama öyleleri var ki bugün ne adları biliniyor ne de onlardan yapılmış eserler söz konusu. Birkaç örnek verelim: Hoş-Sera, Kebûter, Matlûbek Müteaddi, Perzerîn Tüvanger… Bu isimler artık maalesef yalnızca tarih sayfaları arasında gizli…
Makam dediğimiz müzikal yapıyı teknik özellikleriyle, çok basite indirgeyerek, Çargâh makamı üzerinden anlatmaya çalışacağım. Çargâh makamı, Kaba Çargâh dediğimiz do sesinden başka, Çargâh dediğimiz bir oktav yukarıdaki do sesinden de başlar. Bu teorik olarak sonsuza kadar giden tüm do sesleri için de geçerlidir. Çargâh doğadaki seslerden oluştuğu için böyle bir özelliği vardır. Örneklerken sadece Kaba Çargâh ile başlayan oktava dair bilgiler paylaşacağım. Makam konusunu bilmeyen, merak edenler için Çargâh makamının Türk müziğinde çok fazla kullanılmadığını, daha çok marş gibi örneklerde görüldüğünü, halk müziği eserlerinde bu diziye rastlandığını da vurgulamak isterim.

Türk müziğinin temelini oluşturan makam, art arda gelen dört sesten oluştuğu için dörtlü dediğimiz bir yapıyla, yine art arda gelen beş sesten oluştuğu için beşli dediğimiz bir yapının, ortak seste kesişerek bir araya gelmesiyle oluşan ses dizisinin, belli kurallar çerçevesinde şekillenmesinden oluşan müzikal bütünlüktür. Bazı makamlarda ana dizi, önce dörtlü sonra beşlinin, bazılarında ise önce beşli sonra dörtlünün arka arkaya gelmesiyle oluşur. Şimdi de Çargâh makamı üzerinden örnek verelim… Çargâh dizisi Türk müziğinde Kaba Çargâh dediğimiz portenin en alt çizgisinin bir altına ek çizgiyle eklenmiş do sesi ile başlayan ve do, re, mi, fa, sol şeklinde art arda gelen beş sesten oluştuğu için beşli dediğimiz yapıya, rast dediğimiz sol ile başlayıp sol, la, si, do şeklinde art arda gelen dört sesten oluştuğu için dörtlü dediğimiz yapının eklenmesinden oluşur. Buradaki beşli, rast yani sol sesiyle biter, dörtlü ise yine rast yani sol sesiyle başlar. Bu nedenle beşliyle dörtlünün kesiştiği sol sesine Çargâh dizisinin güçlüsü denir. Bu dizinin başlangıç sesi en altta bulunan Kaba Çargâh dediğimiz do sesidir. Bu nedenle Çargâh makamında Kaba Çargâh sesine durak ya da karar adı verilir. Çargâh basit makamlardan biridir. Sesleri diyez ya da bemol işareti almaz. Batı müziğindeki do majöre karşılık olduğu düşünülebilir. Bu sesler arasında makamın kuralları çerçevesinde gezinerek melodik yapılar ortaya çıkarmaya seyir denir. Seyir sırasında makamın güçlü dediğimiz sesinde uzun kalışlar yapılır ama nağmelerin devam edeceği hissedilir. Ayrıca makamın özelliklerine bağlı olarak dizideki belli seslerde küçük kalışlar yapılır. Bu kalışların yapıldığı seslere asma karar perdeleri denir. Seyir hangi makamdaysa, aynı şekilde bir eser hangi makamda bestelenmişse o makamın karar sesiyle sona ermek zorundadır.
Aylin Şengün Taşçı

Yorum bırakın