
“Bir varmış, bir yokmuş, Troya diye bir kent varmış.” *
Kentler ve insanları… Var oluyor, yaşıyor, ölüyor; geriye hikâyelerini bırakıyorlar. Bir efsanede, romanda, şarkıda yaşamayı sürdürüyorlar. İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde, 11 Ağustos’ta başlayan 1 Eylül tarihine dek sürecek Yaz Kahve Konserleri’nin “Yudum Yudum Troya” faslına katılırken aklımda bu düşünceler vardı. Müze Müdürü Sayın Rahmi Asal, yıllardır birbirinden anlamlı etkinliklere imza atıyor. Kahve konserleri serisi de onlardan biri…

Müziğin zamanı, mekânı aşan gücüyle Troya ruhunu derinlerde hissettiğimiz etkileyici konserde, kemanda ülkemizin değerli sanatçısı Hakan Şensoy’u, viyolonselde İspanyol sanatçı, kıymetli Eduardo Gonzalez Lopez’i dinledik. Yudum Yudum Troya Kahve Konseri’nde Wolfgang Amadeus Mozart, Ludwig van Beethoven, Reinhold Gliere, Handel ve Johann Sebastian Bach’ın eserleriyle büyülendik. Başlangıcından günümüze Troya’nın düşüşüne ve savaşın sonuna, çağlar boyu süren hikâyesine müzedeki kıymetli eserleri inceleyerek, bilgilendirme yazılarını okuyarak âdeta tanıklık ettik.
Hakan Şensoy ve Eduardo Gonzalez Lopez’in müzikal geçmişleri büyüleyici… Kariyerine İTÜ Türk Müziği Devlet Konservatuvarı’nda başlayan Hakan Şensoy, ilk resitalini 1984 yılında verdikten sonra İtalya, Arnavutluk, İsviçre, İngiltere, Fransa, Bulgaristan, Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, Romanya, Çin, Japonya, Finlandiya, Yunanistan ve nice ülkenin meşhur konser salonunda solist ve orkestra şefi olarak görev almış. Hakan Bey’in müzik kariyerini buraya sığdırabilmek mümkün değil. 237 yıllık tarihinde Milano Teatro alla Scala’da sahneye çıkan ilk ve tek Türk orkestra şefi olduğunu, 2018-2019 sezonundan beri İzmir Devlet Senfoni Orkestrası’nın genel müzik direktörlüğü görevini sürdürdüğünü paylaşmadan edemeyeceğim. Sanatçı Hakan Şensoy, aynı zamanda İTÜ Türk Müziği Devlet Konservatuarı’nda öğretim üyesi…
İspanyol sanatçı Eduardo Gonzalez Lopez de ilgiyle takip ediliyor. Dünyaca ünlü salonlarda konser veren Lopez, Linvenzione Oda Orkestrası’nın kurucusu ve sanat yönetmeni. Castilla-La Mancha Üstün Müzik Konservatuvarı’nda eğitmenlik görevini sürdürüyor.

Kurukahveci Mehmet Efendi’nin desteğiyle gerçekleştirilen kahve konserleri serisi, klasik müziğin ruhunu tarihî eserlerle buluşturuyor. Müzikseverlere eşsiz bir deneyim sunuyor. Ayın 24’ünde Od Ananın Elinden, 25’inde Afrodit’in Falında Kısmet ve 1 Eylül’de gerçekleşecek Kibele’nin Bereketiyle Kahve Konseri müze ziyaretçilerine ücretsiz. Dolayısıyla Müze Kart ile hem İstanbul Arkeoloji Müzesi’ni ziyaret edebilir hem de kahve konserlerine katılabilirsiniz.
Değerli sanatçılarla İstanbul Arkeoloji Müzesi çatısı altında buluşarak tarihin gölgesine sığınıp muhteşem tınılar arasında kaybolduk. Kulaklarımızda, ruhumuzda kalan olağanüstü etkiyi kelimelerle tarif etmek güç…
Jean-Jacques Rousseau, müziğin kökenini açıklarken: “Böylece ahenk ve tek tek sesler de hecelerle doğar, güçlü duygulanım bütün organları konuşturur ve insanın sesini onların bütün görkemiyle donatır; böylece şiirlerin, şarkıların ve sözün ortak bir kökeni olur,” diyor. Tarihimizin doğuşuna, ortak mirasımıza eserler aracılığıyla tanıklık ettiğimiz İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde müzikle buluşurken Jean-Jacques Rousseau ve müziğin kökenine yönelik sözleri kulaklarımda yankılanıyor…
Zeynep Özcan
* Azra Erhat, İlyada, (Sayfa: XXIII)

Yorum bırakın