
UYANINCA ÜŞÜMEK
Kurutulmuş bir çiçektiniz sanki, göğünüzü getirdim Karşılıklı bakışan sulardan ve en iyisi
Sırmayla süslenmiş bir eski zaman ceketi örttüm üstlerinize
ısındınız, uyudunuz, ölmediniz gülümsemeyle
uzun bir araba atlarını itiyordu ve
size baktım.
Yaprağın bir soğuku yadırgayan yeşili ancak üstümüzdeydi Dumandan karanlıktan uykunuz uzuyordu, sıcaktan uyuyordunuz…
ve evler birbirlerinden eskirlerse
ve eskiden olmak tükenirse,
ve yalnızlığınızın bütün yakılmış mumları erirse, ve sırmalı uykudan usul usul uyanırsanız korkmayın…
O zaman lokantalar var daha başka
Akşamla. Ve dindiren şarkısı kendi olmanın
Büyük ve kesin cezalanışı yani sevincin
Uzun içkilerde, uykulu zehirlerde, bir yıl sonra ve her yerde Yaşamak yani,
bağırmak, gürültüler, geçip gitmesi bir beyaz resmin ve çökmek,
Sizi titreten taşra aydınlığı yahut birdenbire
Karışıp yalanışıltısına yaşamanın hani…
solgun gece, uzun ve yuvarlak gece ve o su
ve o çıplanmış bedenlerin sonu gelemez buğusu
sizi alır ve bırakırsa,
sizi bırakırsa
korkmayın…
o zaman uzun antikacılar var gene ve onların dükkânları kullanılmış takvimlerden artan hüzünler
sizi alır götürürüm, yirmidört parça tentene alırsınız örtünürsünüz.
Turgut Uyar

Yorum bırakın