Değerli Ses Sanatçısı Doç. Dr. Aylin Şengün Taşçı,“Türk Müziğinin Ruh Sağlığı Üzerindeki Etkileri”ni Edebiyat Sanat Hayat Dergisi için yazdı…
Müziğin ruh sağlığı üzerindeki olumlu etkilerini mutlaka duymuşsunuzdur. Belki de hissettiniz… Türk müziğinin, yıllar önce şifahanelerde tedavi amacıyla kullanılmasının gerekçesi de elbette pozitif duygular ortaya çıkarması… Canımız sıkkın, gergin, üzgün olduğumuzda, kulağımıza gelen güzel nağmeler, bizleri âdeta hafifletip gönlümüzü ferahlatmaz mı?
Farabi der ki: Rast makamı neşe, Hüseyni makamı sükûnet ve rahatlık verir
Türk müziği makamları yüzyıllar boyunca insanın ruhsal ve fiziksel tedavisinde kullanılmıştır. 872-950 yılları arasında yaşamış büyük filozof Farabi, Türk müziğinde kullanılan makamların, insan üzerinde farklı duygulara yol açtığını ileri sürmüştür. Farabi’nin Türk müziği makamlarının insan ruhuna ve sağlığına etkisi üzerine yaptığı çalışmalar oldukça ilgi çekicidir. Ona göre Rast makamı insana safa yani neşe ve huzur verir. Rehavi makamı insana beka yani sonsuzluk düşüncesi verir. Kûçek makamı insana hüzün ve elem, Uşşak makamı gülme hissi verir. İlginçtir, Büzürg adlı artık kullanılmayan makam korku hissi getirirken Isfahan makamı, insana hareket becerisi ve güven duygusu verir. Saba makamı cesaret ve kuvvet, Hüseyni makamı sükûnet ve rahatlık, Neva makamı ferahlık verir. Bu oldukça uzun bir liste…
Şuuri’den insanın ruhsal ve fiziksel tedavisinde kullanılan makamların dinlenilmesi gereken vakitler
Makamların insan sağlığı üzerindeki etkisinin günün belli saatlerinde dinlenildiğinde ortaya çıkacağını söyleyenler de olmuş ve büyük bir etkiye yol açacağı araştırılmıştır. Eski Türk hekimlerinden Şuuri, Rast makamının seher vakti, Nihavend makamının öğle vakti, Hicaz makamının öğle ve ikindiye dek, Uşşak makamının gün batarken dinlenmesi hâlinde etkili olacağını iddia eder.
Bugün müziğin tedavideki yerinin taşıdığı önem tekrar gündeme gelmiş durumda. Ruhumuzun beslendiği bu müthiş kaynağı hayatımıza katmanın getireceği huzur, neşe, mutluluk ve tüm güzel duyguların dünyadaki varlığımıza hem daha büyük bir anlam katacağını hem de ömrümüzü uzatacağını düşünürsek müzikle iç içe yaşamak için ne çok sebebimiz olduğunu daha iyi anlarız sanırım. Zaten baki kalan bu kubbede bir hoş sada değil mi?
Farabi’nin çalışması, makamlara olan ilgisinin yanı sıra, Türk toplumunda müziğin günlük hayatın içine ne kadar derinden nüfuz ettiğini göstermesi açısından da çok değerlidir. Sanatın bugün de toplumumuza yüksek duygular verecek şekilde yaşatılması dileğiyle…
Aylin Şengün Taşçı






Yorum bırakın