Klinik Psikolog, Psikoterapist ve Yazar Şule İzgi Şahin ile Terapi Sohbetleri: “Kadına Şiddetin Psikolojik Etkileri”

Psikolojik polisiye roman üçlemesi Kopmuş İp, Kocama Tuzak Kurdum, Kırmızı Kadifenin Sırrı eserleriyle tanınan, alanında benzersiz bir çalışma olan Romandrama’nın yazarı, ODTÜ Edebiyat Kulübünün kurucusu, Uzman Klinik Psikolog, Psikoterapist ve Yazar Şule İzgi Şahin, “Kadına Şiddetin Psikolojik Etkileri” köşe yazısıyla Edebiyat Sanat Hayat Dergisi’nde… 

“Kadına Şiddetin Psikolojik Etkileri”

Şiddet son derece bulaşıcı bir etkiyle dalga dalga sirayet ederek insanların psikolojilerini ve yaşam biçimlerini bozar. “Kadına şiddetin psikolojik etkileri”ne kadına şiddet yerine insana şiddet açısından bakabiliriz. Aşağılanma ve küçümsenmeden başlayarak şiddetin dozunu düşünürsek, aslında hepimiz hayatımızın pek çok alanında ve gündelik hayatta az veya çok şiddete uğruyoruz. Kimimiz bunlarla daha kolay baş ediyoruz kimimiz zorlanıyoruz veya birtakım sıkıntılar, çözümsüz durumlarla karşı karşıya kalıyoruz. Kasım ayının son haftasının, kadın ve kadına yönelik şiddetin önlenmesi için farkındalık haftası olduğunu düşünürsek belki biraz empati yaparak kendimizi kadınların yerine koyup verdikleri mücadeleyi anlayabiliriz. Evdeki mücadele, sadece eşle olmayabilir. Çocuklarla, kadının kendi aile bireyleriyle veya eşinin aile bireyleriyle, çalıştığı yerdeki arkadaşlarıyla, patronlarıyla olabilir. Bu çok geniş, dalga dalga yayılan bir sistematik durumdur. 

“Uzun süreli psikosomatik hastalıkları da en çok psikolojik şiddet gören kadınlarda tespit ediyoruz.”

Aslında fiziksel şiddet, şiddetin en gözle görülen türüdür. Fiziksel şiddetin yarattığı acılardan çok daha fazlasına psikolojik şiddet gören kadınlarda rastlarız. Uzun süreli psikosomatik hastalıkları da en çok psikolojik şiddet gören kadınlarda tespit ediyoruz. Psikosomatik hastalıkların, otoimmün hastalıkların temelinde aslında büyük oranda psikolojik şiddet de yatar. 2017 ve 2018 yıllarında AB projesi kapsamında Karadeniz bölgesinde dört yüz kadına “Özgüven” eğitimleri vermiştim. İnanılmaz, hazin öyküleri olan dört yüz kadının her birine dokunmak, yaşadıkları şiddeti ve özgüven eksikliğini birtakım eğitimlerle tamamlamak son derece mutluluk vericiydi. Maalesef herkese dokunamıyoruz.  Elimizden geldiğince bu konudaki çalışmalara devam etmemiz ve artarak sürdürmemiz gerekiyor ki toplum olarak canlıya, insana ve kadına, çocuğa şiddet kavramından uzaklaşalım. 

“Şiddet, güçsüzlük demektir, şiddete başvurmadan kendimizi ifade edebilmek ve karşı tarafla bir uzlaşma yolu bulmak çok önemlidir.”

Şiddet çok korkunç etkileri olan -ne yazık ki fiziksel şiddetle “işte bir tokattan ne olacak canım, geldi geçti” denilemeyecek kadar ağır etkileri olan- ve yıllara yayılan bir durumdur. Zannedilenin aksine şiddete uğrayanların yaraları hemen iyileşmez. Şiddeti yaratan erkekler, kaba kuvvetle ve daha farklı bir işte güç odağı olmak isteğiyle kendilerini belki o şekilde ispatlamaya kalkışır ve bu kaba gücü fiziksel şiddet olarak uygulayabilirler ama aslında bir yandan da şiddet, güçsüzlük demektir. Şiddete başvurmadan kendimizi ifade edebilmek ve karşı tarafla bir uzlaşma yolu bulmak çok önemlidir. 

“Şiddet kabul edilebilir bir hâle gelmemelidir.”

Kadınlar şiddetin getirdiği çıkmazlardan kurtulma problemi yaşarlar. Bir süre sonra şiddet kabul edilebilir bir hâle gelir. İnsanlar gitmek isteseler de gidemeyecekleri bir duruma gelirler ki bu da öğrenilmiş çaresizlik dediğimiz şeydir. Özellikle bu nedenle destek almak ve yardım almak çok zorlaşır çünkü atalet duygusuyla birlikte yaşanmaya başlanır. Böylece daha depresif ve psikosomatik hastalıklara meyilli olurlar.  Sadece şiddet gören insanlar değil çocukları veya aile büyükleri, çevrelerinde kimler varsa onlar da bu şiddetten nasiplerini alırlar. Aynı sistematik şiddetin kurbanı olurlar. Örneğin şiddete şahit olan çocuklar, ilerleyen zamanlarda ne yazık ki şiddet gösteren kişilere dönüşür ve başkalarına şiddet uygularlar. 

Bu kişilerde en çok öfke problemleri ve depresyon görürüz. Bir zaman sonra içinden çıkmakta zorlandıkları duygu durumları hâline gelir. Belediyelerde, hastanelerde, Sağlık Bakanlığında, Aile ve Sosyal Yardım Bakanlığında şiddet üzerine çalışan, ücretli ücretsiz destek veren pek çok psikolog ve terapist var. Yine bu konuda çalışan psikiyatristler ve sosyal hizmet uzmanları var. Profesyonel destek almaları, uzmanlarla görüşmeleri çok çok önemli. Şiddet gören ve tanık olan kişilerin ilgili kurumlara yönelmelerini öneririm. 

Klinik Psikolog Psikoterapist ve Yazar Şule İzgi Şahin

Yorum bırakın