Psikolojik polisiye roman üçlemesi Kopmuş İp, Kocama Tuzak Kurdum, Kırmızı Kadifenin Sırrı eserleriyle tanınan, alanında benzersiz bir çalışma olan Romandrama’nın yazarı, ODTÜ Edebiyat Kulübünün kurucusu, Uzman Klinik Psikolog, Psikoterapist ve Yazar Şule İzgi Şahin, “İletişim Kazaları” köşe yazısıyla Edebiyat Sanat Hayat Dergisi’nde…
İletişim, hem dış dünyayla kurduğumuz ilişkidir hem de bütün ilişkilerin temelini oluşturur. İletişimi, dış dünyaya yansıttığımız imajımız ve kendimizle ilgili duygularımız, düşüncelerimiz; bir davranışta bulunma nedenimiz, olayları yorumlayışımız ve dış dünyadaki insanların davranışlarının, duygularının ve olayların bize yansıyışı açısından düşünebiliriz.
İletişim kişinin dünyayla ilişki kurma yöntemidir, ilişkilerin temelidir fakat iletişim kurmak öyle kolay bir iş değildir. Söylenen cümleler, karşımızdakinin algılayışına bağlı olarak bambaşka bir his uyandırabilir. Bu durumda da tamamen farklı yorumlanabilir. Dolayısıyla ağzımızdan çıkan cümle, adım adım yanlış anlaşılmalar ve birtakım sorunlar barındırarak karşıya ulaşır. Araya dinleyenin yorumu, ön yargısı, negatif veya pozitif bakış açısı gibi kişisel etmenler girer. Dinleyen söylediklerimizin ardında başka bir mana arayarak dinliyorsa veya konuyla ilgili olumsuz bir düşüncesi varsa, konuşma çok da başarılı geçmez. Bütün bunlar, daha ilk cümle ağzımızdan çıkarken karşımızdaki kişinin bilinçaltında çeşitli yerlere yerleşmiş olur. Dolayısıyla iletişim kurarken kullandığımız kelimeler çok önemlidir ve duyarlı olmak gerekir. Bu duyarlılık kişiden topluma sirayet ederse iletişim kazaları dediğimiz durumun önüne geçilebilir.
İlişkilerde Yanlış Anlama ve Anlaşılma
İletişim kurarken kullanılan emir komuta cümleleri insanlarda gizli bir öfke oluşturur. Gizli öfkeyle büyümüş bir kişiyle, gizli öfkeyle büyümüş olan başka bir kişinin iletişim kurması çok zordur. İletişim kurmada bir beceri problemi yaşanır. İlişkilerde yanlış anlama ve anlaşılma hususunda kendimizi ifade etme biçimimiz çok önemlidir. İletişim becerimizi geliştirmek için yapabileceğimiz en iyi şey ben dilini öğrenmektir. Ben dilini benimseyerek karşı tarafa kendimizi iyi ifade edebiliriz, yanlış anlaşılmaları en aza indirebiliriz. Ben böyle hissediyorum, ben üzüldüm ya da ben şu davranış için kendimi kötü hissettim dediğimizde yani bir durum içinde duygularımızı ifade ettiğimizde karşı tarafın kendini savunmasına gerek kalmadan bizi anlaması kolaylaşır. Şayet sen diliyle ve suçlayıcı bir tarzda konuşursak zaten karşı taraf kendini kapattığı için ne kendimizi ifade edebiliriz ne de meramımız anlaşılır. İletişim kazaları böyle oluşur.
İletişim Kazalarını Empati Kurarak Önleyebilmek
Bu durum ilişkilerde, en çok da gönül ilişkilerinde görülür. Çünkü gönül ilişkileri aslında kişilerin, büyürken elde ettiği temel inanç kalıplarının ileri yaşlarda ilişkilere yansımasında ortaya çıkar. Duruma göre, kişiye göre, kişinin ve bizim ilişkimizin geçmişine göre, ortaya çıkan olayın aciliyetine göre, önemine veya bize yüklediği duygulara göre konuşabilirsek doğru iletişimin yolları açılmış olur. Kişi eğer ben böyleyim, işine geliyorsa diyerek karşı tarafın kendine direktif verildiğini algılayabileceği bir yaklaşım içindeyse, iletişim zaten baştan kesilmiş demektir. Ben böyleyim, ben böyle düşünüyorum diyerek herkese aynı şekilde yaklaşan bir insanın empatisinin olmadığını ve empati kuramadığını varsaymamız çok yanlış olmaz. Empati kurabilmek iletişim sürecinde çok önemlidir. Karşı tarafı ne kadar hissedebilirsek, ilgili durumun içindeki hâlini, geçmişine dair kırılganlığını anlayabilirsek ve olaya-kişiye verdiğimiz önemi de fark ettirebileceğimiz kelimeleri seçerek duyarlı ve düzgün bir şekilde konuşabilirsek iletişim kazaları minimuma iner ve yanlış anlaşılmalar azalır.
Klinik Psikolog, Psikoterapist ve Yazar Şule İzgi Şahin










Yorum bırakın