Oyuncu-Yazar Sevtap Çapan ile Kendi Tavuğuna Kışt Diyenleri Ülkesi Kitabı Üzerine Röportaj | Arya Özcan

“Kendi Tavuğuna Kışt Diyenler Ülkesi daha çok okura ulaştığında, kendimizi ve dünyayı iyileştirme gücüne olan inancımın satır satır bizi birleştireceğine inanıyorum”

Altın Başarı Ödülleri’nde Yılın En İyi Deneme Kitabı Yazarı seçilen, Oyuncu ve Yazar Sevtap Çapan ile bir araya geldik. Yedinci kitabı “Kendi Tavuğuna Kışt Diyenler Ülkesi” vesilesiyle buluştuk. 

Değerli Yazar Sevtap Çapan’ın yazarlık serüveninden ilham kaynaklarına, bir yazar olarak rutin ve ritüellerinden gelecek projelerine uzanan içten bir röportaj yaptık. 

Edebiyat Sanat Hayat Dergisi okurlarına ilham vermesi dileğiyle…

Röportaj: Arya Özcan

Son üç yılda yedi eser kaleme aldınız, edebiyat dünyasında önemli bir yer edindiniz. Üç kez Yılın En İyi Yazarı ödülüne layık görüldünüz, kutluyoruz. Sevgili Sevtap Hanım yazarlık serüveniniz nasıl başladı?

 

Öncelikle teşekkür ediyorum ve sizlerle yeniden buluşmaktan ötürü memnuniyetimi de belirtmek isterim. Yazmak küçük yaşlarımdan itibaren bir alışkanlığa dönüşmüştü bende. Günlük tutmak, şiir yazmak en büyük heyecanımdı. Bazen kısa öyküler ve okulumdaki gösteriler için “T”sini bilmediğim tiyatro oyunları, kısa skeçler yazmak da bu heyecanın heves ettiğim parçasıydı. Oyuncu olma kararımla eğitim sürecim başladığında ise tiyatro yazarlığı yanında, senaryo yazarlığı dersleri gördüm. Değerli iki hocamın yazma hevesimi teşvik etmesi neticesinde artık yazım ve tür kurallarına göre hayallerimi kâğıt üzerinde şekillendirebiliyordum. Oyunculukta aktif olduğum için yazdıklarımı ortaya sermemin vakti gecikti sadece ya da tam olması gerektiği vakit bu vakitti.  

“Kendi Tavuğuna Kışt Diyenler Ülkesi” kitabınız gazete ve dergi yazılarınızdan derlendi. Okurun kısa sürede bu denli benimsediği yazıları hangi duygularla yazdınız?

 

Evet, farklı yerlerde yayımlanan yazılarımı kitap hâline getirdik. Sanırım bu, verdiğim iyi kararlardan biri. Yazım türüm deneme olduğu için farklı konular içeren ve kişisel bakış açımla ivme kazanan bu yazıların her biri, yazıldığı anın duygusuyla ama evrensel bir yaklaşıma da yer vermem sayesinde ve insana dair olanı iyi tahlil edebilmem, yaşamın ötesinde olanı hayal gücüyle besleyebilmem neticesinde okur tarafından kabul gördü. Yazıların duygusu benim saf ve hesapsız duygularımdır. Diğer insanların saf – temiz duygularıyla buluşması beni mutlu ediyor.  

“Kendi Tavuğuna Kışt Diyenler Ülkesi”nin diğer eserleriniz arasında nasıl bir yeri var?

Başlığıyla içinde bulunduğumuz durumu en iyi aktaran kitabım diyebilirim. Gerçi ilk deneme kitabımın başlığı “Kadınım Ulan” da kadınlar adına dikkat çekici bir söylem. İşaret etmek istediğim şeyi en iyi şekilde adlandırmaya çalışıyorum. Bütün kitaplarımda yapmaya çalıştığım bu aslında. “Kışt”ın yeri, anlayanlar çoğaldıkça daha bir değer kazanacak. Kapak çizimiyle dahi inanılmaz bir ifade gücü taşıyor. Daha çok okura ulaştığında, kendimizi ve dünyayı iyileştirme gücüne olan inancımın satır satır bizi birleştireceğine inanıyorum.  

 

Kendi Tavuğuna Kışt Diyenler Ülkesi’nde yazar, oyuncu ve yönetmensiniz.Geçtiğimiz günlerde Yılın En İyi Deneme Yazarı Ödülü’nü kazandınız.“Kendi Tavuğuna Kışt Demeyenler”le karşılaşmak size neler hissettirdi?

 

Bilirsiniz, siz de mutlaka yaşamışsınızdır; bazı duyguların tarifi yoktur. Bu ödül, yazarlık alanındaki dördüncü ödülüm olma özelliğini taşıyor. Kısa süre önce çıkmış olan “Kendi Tavuğuna ‘KIŞT’ Diyenler Ülkesi” kitabımın hemen fark edilip okunarak değerlendirmeye alınması bana umut verdi. Hatta ödülü alırken konuşmamda; bana “Kışt” demediğiniz için teşekkür ederim, ifadeleriyle minnettarlığımı sundum kendilerine… Gururum okşandı ne var ki bu istisnai durum, kendi tavuğuna kışt diyenlerin çoğunlukta olduğu gerçeğini ortadan kaldırmıyor; demeyenlerle karşılaşma ihtimalimizin varlığı ise güç veriyor.  

 

 

Bir yazar olarak ruhunuzu nasıl beslersiniz?

 

Bir yazar ya da oyuncu olarak değil de bir insan olarak ruhumu beslemeye çalışıyorum. Onu özgür bırakarak izlerinin takibini sürüyorum. Çünkü bu besleniş herhangi bir unvan ve statü altında yapılmamalı bana göre. Bir yazar olarak ruhumu beslemeye kalkarsam belli kalıplar içinde sınırlanırım. Oysa sadece bir insan olarak yaşamın içinde kalarak ruhumu beslersem bunu yazar unvanıma ait bilgilerim, yazım üslubum v.b becerilerimle şekillendirip daha içten ifadelerle aktarabilirim. O yüzden de kendime, “Yazan,” demeyi seviyorum; bir insan yazıyor. Yazılarımın edebi değer taşıması nedeniyle de bana, “Yazar,” deniyor. Dolayısıyla her şeyden ama her şeyden sınırsızca beslenmedeyim. Şu anda sizinle bile beslenmekte olduğumu itiraf etmeliyim.

Yazar Sevtap Çapan’ı artık daha iyi tanıyor ve biliyoruz. Peki bir okur olarak Sevtap Çapan’ın kitaplarını ilgiyle takip ettiği yazar/yazarlar kimdir/kimlerdir? 

 

Ben açıkçası her türde kitap okuyorum; kişisel gelişim, felsefe, fantastik, polisiye… Biyografi kitaplarını da severim. Alanında en iyi yazarları ve yeni çıkan yazarları takip ediyorum, yerli ve yabancı fark etmiyor. 


Şu anda hangi kitabı okuyorsunuz?

 

Müjdat Gezen kitabını yeni bitirmiştim. Yoğunluğumdan ötürü yeni bir kitaba henüz başlamadım. Kitap okumak için bir ay sonra tekrar müsait olacağım. Aslında şu an hiç okumuyor da değilim, ders kitaplarımla haşır neşirim.

 

Öyle Olsun Dergi ve Beykoz Özgün Haber’de yayımlanan yazılarınız okurla buluşmaya devam ediyor. Edebiyatseverlerden nasıl yorumlar alıyorsunuz?

 

Fevkalade iyi yorumlar geliyor. En sevdiğim yorumlardan biri: “Kitabı, şöyle bir bakmak için elime aldım, çünkü okuduğum başka bir kitap var – ya da yok –  ama bırakamadım ve okuyup bitirdim.” Bu yorumu çok sık duyuyorum ve çok mutlu oluyorum. Samimi ve akıcı bir yazım diline sahip olduğumu belirten çok kişi de var. Yazılanların tamamı, kendimden yola çıkarak kurguladığım şeyler olmasına karşın hepsinin hece hece aynen yaşandığına inananlar dahi var. Beni endişelendiren sadece bu tarz yorumlar oluyor. Çünkü yazılarımdaki gerçeklik payına, hayal gücümün katkısı yadsınamayacak kadar büyüktür.

 

Yakın zamanda yayımlanacak kitaplarınızı, sahneleyeceğiniz oyunları, yer alacağınız projeleri de merak ediyoruz… Bizleri neler bekliyor?

 

Ben dahi henüz kendimi nelerin beklediğini bilmiyorum. Bir kısmının tarihi belirlenmiş olmak üzere bolca söyleşi, imza günleri ve çeşitli etkinlikler var önümde. Bunların dışında elbette tasarladığım birkaç fikir var aklımda ama eğitimime ağırlık vermeye karar verdim ve şu an üniversite ikinci sınıftayım. Ders çalışmaya vakit ayırmam gerekiyor, o sebeple hızlı giriş yaptığım yazarlık serüvenimde biraz yavaşlayacağım. Yılda iki-üç kitap yazmak için yeterli odaklanmayı sağlayamam. Sahnelerden ise biraz uzak duracağım bu yıl, farklı sebeplerden dolayı şu an görünen durum böyle. Ne var ki hayat bu, hiçbir şey planlandığı gibi gitmez. Bir bakarsınız 2 kitap gelmiş, bir bakarsınız sahnedeyim; oynuyorum, yönetiyorum. A, bir de bakmışım üçüncü sınıfa bile yüz akıyla geçmişim. İnanın ben de merakla bekliyorum. 

Teşekkürlerimizle…

Sevgili Arya Hanım, size ve ekibinize tekrar teşekkürümü sunuyorum, emeği geçen herkesi ve okurlarımızı sevgiyle selamlıyorum.  

 

Yorum bırakın